Altın, Mart Ayını 17 Yılın En Sert Kaybıyla Kapatma Yolunda

31 March 2026, 13:13

Altın, Mart Ayını 17 Yılın En Sert Kaybıyla Kapatma Yolunda
Altın, Mart Ayını 17 Yılın En Sert Kaybıyla Kapatma Yolunda

Altın fiyatları, Orta Doğu’daki gerilime rağmen yüksek enerji maliyetleri ve güçlenen dolar karşısında aylık bazda sert bir düşüş içinde. Mart ayını %13,7’nin üzerinde bir değer kaybıyla tamamlaması beklenen altın, 2009’dan bu yana görülmemiş kötü bir performans sergiliyor. Piyasa gözlemcileri, bu tablonun arkasında enflasyon endişeleriyle Federal Rezerv’in (Fed) faiz politikasında beklenen yumuşamanın ertelenmesi olduğunu belirtiyor.

Günlük Artış Aylık Kaybı Telafi Etmiyor

Bugün küresel piyasalarda ons altın fiyatı %0,9’luk artışla 4.553 dolar seviyesinden işlem görürken, gram altın da benzer oranda yükselişle 6.507 TL’ye ulaştı. Ancak bu günlük toparlanma, mart ayı boyunca yaşanan ağır kayıpların yanında sönük kalıyor. Çeyrek altının satış fiyatı 11 bin 100 liraya, cumhuriyet altını ise 44 bin 450 liraya dayanmış durumda.

Bu gelişme ne anlama geliyor? Temel olarak, petrol başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki tırmanışın tetiklediği enflasyon baskısı, merkez bankalarının para politikasını yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Fed’in faiz indirimlerini ertelemesi veya daha ılımlı bir yol izlemesi beklentisi, dolar endeksini güçlendirerek altının cazibesini azaltıyor. Geleneksel bir güvenli liman olan altın, yüksek faiz ortamında getirisi olmayan bir varlık olarak değerlendiriliyor.

Goldman Sachs’tan Beklentileri Aşan Tahmin

Tüm bu olumsuz havaya rağmen, uluslararası finans kuruluşlarından iyimser sesler de yükselmiyor değil. ABD’li dev yatırım bankası Goldman Sachs’ın analistleri, spekülatif pozisyonların azalmasına ve piyasanın aşırı tepki vermiş olabileceğine işaret ederek altının potansiyeline vurgu yapıyor. Banka, Fed’in bu yıl içinde iki kez faiz indireceği öngörüsüyle birlikte ons başına fiyatın 2026 sonuna kadar 5.400 dolara çıkabileceği tahmininde bulunuyor.

Peki önümüzdeki süreçte ne beklemeli? Kısaca özetlemek gerekirse; küresel resesyon endişelerinin derinleşmesi ve jeopolitik risklerin yeniden alevlenmesi halinde altının tekrar parlayacağı görüşü hakim. Ancak kısa vadede baskın senaryo, enflasyonla mücadele odaklı sert para politikalarının devam etmesi ve bunun da dolar karşısında emtiaları zayıf tutması şeklinde öne çıkıyor. Yatırım tercihlerini şekillendiren asıl dinamik, merkez bankalarının enflasyon-ekonomik büyüme ikileminde hangi tarafa daha fazla ağırlık vereceği olacak.

Konuyla ilgili gelişmeler haberimizde güncellenecektir.